‘Genel’ kategorisi yazıları

1
Nisan

Prostat Büyümesi

Yazan: admin  |  Kategori: Genel  |  Okunma: 330

Prostatın işlevi konusunu açıklayan Prof. Atıf Akdaş, şunları söyledi: “Prostat aşağı yukarı kestane boyutunda, 20 gr. ağırlığında bir erkek seks organı. Ve bunun salgıladığı bir sıvı, meni dediğimiz esas içinde spermlerin de olduğu yapının hareketliliğini sağlamakta. Dolayısıyla bunun çok önemli bir görevi var. Salgısının önemli bir görevi var. Ve bu salgının da prostatın içinden çıkması gerekiyor. Meninin içine karışması lazım. Bunun büyümeleri oluyor, hastalıkları oluyor. Hemen mesanenin altında, idrar kesesinin altında. Ve mesanenin, idrar yolunun, dış idrar deliğine kadar olan kısmında hemen mesanenin altında bu idrar yolunun çevresindeki seks organı.”

PROSTAT BÜYÜMESİ
Prof. Akdaş, prostat büyümesi konusunda şu bilgileri verdi: “Prostat enfeksiyonuna prostatitler diyoruz. Burada en önemli nokta, idrar yolu enfeksiyonlarından sonra görülebilmesi. Yani, bir enfeksiyon kaynağı varsa vücutta, prostat enfeksiyonlarını görüyoruz. Hangi yaşta görülüyor. 20 yaştan sonraki dönem içinde ama genç ve orta yaş grubunun ikisinde de görüyoruz bunu. Nasıl biz hanımlarımıza ayaklarınızı üşütmeyin, ıslak mayoyla dolaşmayın diyorsak, aynı şeyler erkekler için de geçerli. İdrar yolu enfeksiyonlarının dışında kendiliğinden bakteriyel, mikrobik olmayan prostat enfeksiyonları da olabiliyor. Niye oluyor bu. Biraz önce bahsettiğim konu için dedim ki, prostatın kendi salgısı var. Bu salgı, eğer prostattan atılmazsa, burada kalıyor. Ve kristalize oluyor, adeta taşlaşıyor. Ve enfeksiyona zemin hazırlıyor. Onun için de zaten muntazam bir cinsel hayat da öneriyoruz hastalarımıza. Çok önemli bir konu. Bu orada biriktiği sürece enfeksiyona eğilimi artıyor. Prostat enfeksiyonlarında esas korktuğumuz olayın ilk akut dönemi, yani hadisenin başladığı dönemler, ateşli hastalıkların olduğu dönemler. O dönemde idrar yapamama, halsizlik, yorgunluk, o bölgede, yani göbeğin altındaki bölgede tam penisin alt kısmında da olabilir, ağrılar oluyor. Bir kırgınlık, sanki gripmiş gibi hissediyor. Ve idrarda bir yanma veya idrarını zor yapma. İşte bu bir akut prostatit, hatta çok enteresandır, böyle durumda prostat bir sıcak patates gibi oturur orada, o hale geliyor. Çok ciddi bir rahatsızlık oluyor o zaman. Enfeksiyon, kana mikrop karışmasına neden oluyor.”

PROSTAT ENFEKSİYONLARININ TANI VE TEDAVİSİ

Prostat iltihaplarının idrar yolu enfeksiyonlarından daha farklı belirtiler gösterdiğini söyleyen Atıf Akdaş, şöyle konuştu: “Prostat iltihaplarında, akut dönemin dışında idrarda lökosit görmeyiz. Yani idrar yolu enfeksiyonu gibi durmaz onlar. Yanmalar olur ama bu yanmalar idrar yapmadığı zamanlarda da olur. Tanıda en önemli nokta, bir muayene yapıp prostatı hissetmek, idrar tahlili yapmak ondan evvel, muayeneden sonra muayene sırasındaki idrarlara, akıntılara bakmak ve gerekirse makattan yapılacak ultrasonla prostatı görüntülemek. Ondan sonra kronik hallerinde uzun vadeli antibiyotik tedavisi veriyoruz, baskılıyoruz. Bunun dışında biraz evvel vurguladığım gibi muntazam bir cinsel hayat, ıslak mayoyla kalınmaması, devamlı oturulmaması, kabız kalınmaması ve eğer idrarla ilgili bir problem varsa, o zaman gerekirse prostat büyümelerinde verdiğimiz medikal tedavileri de ilave etmek gerekiyor.”

PROSTAT YAŞLA BÜYÜR…
Prostatın yaşla beraber büyüdüğünü hatırlatan Prof. Atıf Akdaş, her büyüyen prostatın şikayet yapmayacağına dikkat çekti. “Aşağı yukarı 60 yaşın üstünde, 3’te 2’sinde, yüzde 65’inde erkeklerin, prostatta büyüme görüyoruz” diyen Prof. Atıf Akdaş, “Ama 80 yaşındaki erkeklere baktığımız zaman, bunların ancak 80 yaşına kadarki dönem içinde 3’de 1’inin ameliyat geçirdiğini görüyoruz. Baktığımızda prostatın büyümesi ve bunun da şikayetlere yolaçması, ortalama yüzde 25-30’unda, genel anlamda.”

BÜYÜMEYİ TETİKLEYEN FAKTÖRLER
Prof. Atıf Akdaş, prostatın yapısı hakkında şunları açıkladı: “Dış kısmı, yani kapsüle yakın kısmı, testesteron dediğimiz erkeklik hormonuna bağımlıdır. Hormona bağlı bir organ. İç kısmı da ostrojene bağlıdır. Ve bunun orantılı büyümesi, yine büyüme hormonlarının etkisiyle, bir takım genlerin baskılaması veya freninin bozulmasıyla ortaya çıkar. Böyle moleküler bir mekanizmayla… Ama prostatın içinde ne var derseniz, bezler var. Bir de dinamik dediğimiz adele yapısı vardır. Bunların ikisinin daha ziyade bu büyüyen kısım, bez yapısının büyümesi ve idrar yolunu da tıkaması. Bazen dışarı doğru büyür. Büyüdüğü zaman, rahat idrar yaparsınız. Ama içeriye doğru büyümeye ve baskılamaya başlayınca, o kanalı daraltır. Daraltınca da rahat idrar çıkaramazsınız.”

İLAÇLARIN ETKİSİ
Prostat hastalıklarının tedavisi için verilen ilaçların etkileri konusunda Prof. Akdaş şu bilgileri verdi: “Bunlardan bir tanesi büyük prostatlarda kullanılan, aşağı yukarı yützde 30-35 alanında bir küçülme yapıyor. Ve daha rahat idrar yapmaya başlıyor. Kanalı açılmış oluyor, prostat küçülüyor. Ama diğeri, hani prostat enfeksiyonlarında da idrar şikayeti varsa kullanalım dediğimiz ilaçlar, adele üzerinde etkili. Bunlar kasılmayı arttırıyor. Dolayısıyla bunlar prostatı küçültmüyor. Bunlar idrarın atılımını kolaylaşıyor. Dolayısıyla küçük prostatta bunları kullanmak, büyük prostatta da prostatı küçülten ilacı kullanmak gerekiyor. Ancak ilaçların doktor kontrolünde verilmesi lazım.”

AMELİYAT
Prof. Akdaş, prostat tedavisinde ameliyatın ne zaman gündeme geleceğini de şöyle açıkladı: “Örneğin, 57 yaşında bir hasta, ciddiye yakın şikayetleri var. Bu kişiye siz, kaç yıl ilaç vereceksiniz. 20 yıl ilaç alacak. Ve o 20 yıl, hergün bir tane o ilacı almak zorunda. Hakikaten bütün bunları anlatacaksınız. Alternatifleri anlatacaksanız hastaya. Ondan sonra seçimini sağlayacaksınız. İlaç tedavisi, bir de ameliyat olamayacak durumda olanlarda, genel anestezi alamayacak, belden anestezi alamayacak durumda olanlarda verilebilir. Ama ameliyat bugün bütün dünyada asıl standarttır.”

PROSTAT KANSERİNİN GÖRÜLME SIKLIĞI
Atıf Akdaş, prostat kanseri konusunda şunları söyledi: “Erken dönemde aynı. Hiç birbirinden farkı yok. Yani, prostatınız iyi huylu mu büyümüş, kötü huylu mu büyümüş, bunu anlamanız mümkün değil. İlerlemediği sürece, etrafa yayılmadığı sürece aynı şikayetlerle gidiyorsunuz. Eğer geç dönemde giderseniz, kemik ağrılarıyla gidiyorsunuz. Bu sefer fizik tedavicilere, ortopedistlere gidiyorsunuz, hiç prostat şikayeti olmadan, tıkanıklık, idrar şikayeti olmadan, başka doktorlara gidiyor hastalar.”

TEDAVİDE BAŞARI ŞANSI
“Prostat kanserini, eğer erken yakalarsanız, prostatın içindeyse, kapsülün içindeyse, bunlarda başarı şansı yüzde 100” diyen Prof. Akdaş, “Ancak olay ilerlemişse, o zaman daha koruyucu tedaviler gerekiyor” dedi.

Popularity: 33% [?]

31
Mart

Prostat Hastalıkları

Yazan: admin  |  Kategori: Genel  |  Okunma: 273

Toplumun bir çoğunda sık rastlanan hastalıklardan olan prostat, prostit, prostit kanseri nedir, prostat neden olur, nedenleri, nasıl anlaşılır, prostat belirtileri, prostat hastalığına ne iyi gelir, prostat nasıl geçer, tedavisi, prostat ilaçları, prostata iyi gelen şifalı bitkiler var mıdır, bitkisel çözümü var mıdır gibi sık sorulan sorularınız için lütfen aşağıdaki makalemizi gözden geçirin.

Prostat erkekler için çok önemli bir organdır. Salgısıyla çocuk sahibi olmada gerekli bir seks bezidir. Her organ gibi prostatında çeşitli rahatsızlıkları olur. Özellikle ileri yaşlarda bu rahatsızlıklar kendini daha belirgin gösterir.

Prostat sadece erkeklerde bulunan önemli bir organdır. Her organ gibi prostatında çeşitli rahatsızlıkları olur. Özellikle ileri yaşlarda bu rahatsızlıklara yakalanma olasılığı yüksektir.

Prostat hastalıklarını 3 ana başlık altında toplayabilir ;

1- Prostatın ani ve kronik iltihaplanması ( Prostatitler )

2- Prostatın iyi huylu büyümesi ( BPH )

3- Prostat kanseri

Prostat Nedir ?

Prostat bezi sadece erkeklerde olan bir organdır. Büyüklüğü bir kestane kadardır ve boyutlara yaklaşık olarak  25 yaşında ulaşır. Prostatın temel görevi ; sperm hücrelerinin taşınmasında görevli meni içerisinde yer alan sıvıların %15-20’sini üretmektedir. Ayrıca prostatın konumu gereği içinden idrar yolu geçmektedir.

Prostat Hastalığı Neden Oluşur ?

Prostat hastalığında yaşın önemi : Yaş ilerledikçe BPH ( prostatın iyi huylu büyümesi ) ve prostat kanseri riskide artar. 50 yaş altında %20-25 oranında olan BHP , 50 yaş üstünde %50 daha ileri yaşlarda %80’e varan oranlarda görülür. Prostat kanserli hastalarında büyük bir yüzdesi 65 yaş ve üstüdür.

Soyçekim : Özellikle ailesinde prostat kanseri olanlarda hastalık ortaya çıkma olasığı 2 kat arttığından kontrollere daha erken yaşta başlanılması gerekmektedir.

Irk : Prostat kanseri, beyaz ırkta ;  özelllikle Kuzey Amerika ve İskandinav kökenlilerde sık, Amerikan zencilerinde daha sık, buna karşın sarı ırkta çok daha düşük oranda görülür. Bölgesel beslenme farklılığıda prostat kanserine erken olmaktadır.

Beslenme : Hayvansal yağ ve kırmızı etten zengin beslenmede testosteron hormon üretimi artmasına bağlı kanserin gelişmesinin hızlandığı, aksine tahıl ağırlıklı lifli gıda ile beslenmenin ve soyalı ürünlerin falza kullanılmasının koruyucu olabildiği düşünülüyor.

Prostatit Nedir? Prostatit Çeşitleri, Prostatit Belirtileri, Prostatit Nedenleri

Prostatitler, 20-45 yaş grubunu arasında izlenen ve prostat bezinin iltihaplanmasına bağlı birtakım bulgular içeren hatalıklar grubudur. Günümüzde prostatit tedavi seçeneklerinin geliştiği görülür. Buna rağmen ürolojinin tedavide zorlandığı inatçı, tedavisi uzun süren, tam ve net sonucun hemen alınamadığı bir hastalık grubu olduğunuda belirmek gerekir.

Prostatirler 4 ayrı çeşit klinik tabloyu barındırır ; bunlardan birincisi Akut Bakteriyel Prostatittir. Prostatitler arasında en ender izlenen ancak klinik olarak en ciddi ve tehlikeli olanıdır. Şikayetler aniden başlar. Yüksek ateş, üşütme, titremei idrarı hiç yapamama veya damla damla idrar yapma, idrar yaparken şiddetli ağrı ve yanma, sık ve acil idrar yapma hissi, şiddetli, makata doğru yayılan bir ağrı ve bazen kanlı idrar yapma en yaygın izlenen bulgulardır. Hastalığın gelişimindeki temel mekanizma mikropların üretradan içeriye doğru ilerleyerek prostat kanallarına ulaşması ve burada hızlı çoğalarak şiddetli bir enfeksiyona neden olmalarıdır. Bu rahatsızlık şüphesi olan hasta hızla bir üroloji uzmanına görünmelidir. Zira prostata yerleşen bu bakterilerin kana karışıp ciddi bir klinik tabloya neden olabileceği unutulmamalıdır. Akut Bakteriyel Prostat ile hastaneye başvuran hastaların öenmli bir bölümü 2 veya 3 gün hastaneye yatırılarak tedavi edilebilir. Tedavide öncelikle hastalara güçlü enjektabl antibiyotikler başlanır ve hastalığın hafiflemesinin ardından hatalar taburcu edilirler. Fakat antibiyorik tedavisi ortalama 1 ay civarında devam etmektedir ki bu hastalığın kronikleşmesinin önüne geçilebilsin.

Prostatitin diğer bir çeşit Kronik Bakteriyel Prostatitidir. Bu olayın temelinde  de mikroplar yatar. Ancak bu grup porstatitler daha az önem arzeden belirtilerle seyreder ve yaşamı tehdit edici boyutu yoktur. Sık ve zorlu idrar yapma, hafif ateş sırtın alt bölümüned ağrı, makata vuran ağrı yine görülebilir ancak bu grubun özelliği belirtilerin ara ara ortaya çıkmasıdır. Bu nedenle bu prostatit grubunun diğer ismi Tekrarlayan Prostatittir. Prostat dokusuna antibiyotiklerin etki etmesi zaman aldığından tedavisi için uzun süreli ve prostat dokusuna geçebilen antibiyotikler denenmelidir.

Üçüncü sırada yer alan prostatitler Kronik Abakteriyel Prostatitlerdir. En sık görülen ve ne yazık ki tedavisi en güç olan gruptur. Bu nedenle hekimin amacı hastalığın tamamen tedavi etmekten ziyade hastanın rahatlatılması, bulgu ve belirtilerin en aza indirilmesi olmalıdır. Belirtlilerine bakıldığında en sık belirtisinin boşalmadan önce veya sonra özellikle testislerin altından başlayıp makata vuran bir ağrı ve rahatsızlık hissi olduğu görülür. Bu ağrı ve rahatsızlık hissi göbeğin alt kısmında ve peniste de olabilir. Ayrıca sık ve az idrar yapma, idrar yaparken yanma gibi bulgular olabilir. Cinsel fonksiyonlar bir miktar zayıflayabilir ancak ereksiyona kalıcı herhangi bir olumsuz etkisinin olmadığı bilinmektedir. Nedeninin ne olduğu düşünüldüğünde maalesef tüm bulgular teori bazındadır ve kesinleşmiş bir neden ortaya konamamaktadır. En güçlü teori önceki dönemlerde geçirilmiş mikrobik enfeksiyonlar teorisidir. Cinsel yolla geçen akıntılı hastalıkların tam olarak tedavi edilmemesi durumunda bu tip bir rahatsızlığa neden olabileceği unutulmamalıdır. Ancak Koli Basili ( E.coli ) adı verilen idrar yolu enfeksiyonlarının en sık nedeni olan bakterilerin cinsel ilişki ile geçen hastalıklardan daha sık olarak prostatite neden olacağıda unutulmamalıdır.

Diğer bir neden idrarı yapmaya engel bir durumun anormal işemeye neden olmasıdır ki bu anatomik  veya fizyolojik alt idrar yollarının darlığı ile ilgilidir. Kronik abakteriyel prostitte üçüncü neden otoimmun yada kabaca alerjik bir reaksiyon olabilir. Prostat sıvısının tetkiki esnasında burada alerji ile ilgili ajanların saptanması bunu akla getişmiştir.

Stres ve psikolojik gerginlik içinde olan insanlarda idrarı tutan kasın çokça kasılması yukarıda bahsedilen mekanizma ile bu hastalığa daha sık yakalanmasına neden olabileceği bilinmektedir. Bununla birlikte uzun yıllar bisiklet ve motosiklet kullanma, sürekli oturarak çalışan bir meslek grubunda olma ( uzun yol şöförlüğü vs. ) yine bu hastalığın gelişiminde etkili olabilir.

Prostatit Tedavisi

Tedavi yöntemlerine bakıldığında tüm prostatit tiplerinde antibiyotik tedavisi temel yöntemdir. Eğer miktobiyolojik tetkikler neticesinde prostat sıvısında mikrobik ajan saptanmışsa buna uygun antibiyotik tedavisine başlanır. Saptanmazsa yani prostat sıvısında üreme olmazsa prostat dokusuna en çok girebilen antibiyotik grubundan bir ilaç tercih edilir ve 4-6 hafta kadar bu antibiyotikler hastaya verilir. Ancak bunların karaciğere yan etkileri olabileceğinden hastalar belirli aralıklarla karaciğer fonksiyon testleri ile kontrol edilmelidir. Bunun yanında prostatit hastalarına antibiyotiğin yanına mutlak surette antiromatizmal ilaç olarak bilinen ağrı kesicilerin özel bir türü de eklenmelidir. Bunu amacı ağrıyı kesmekten çok iltihabı reaksiyonun başlamasını engellemektir. Şayet prostatitli hastada işeme ile ilgili bulgular rahatsız edici düzeyde ise yani hastanın yaşam kalitesini bozuyorsa bu hastalara işemeyi rahatlatıcı Alfa Broker adı verilen ilaçlar ilaveten verilir. İlaç tedavisine rağmen işeme bulguları düzelmeyen ve ürodinamik tetkikler ile prostatın şişkinliğine bağlı olarak işemeyi zorlaştırdığı kanıtlanan hastalara T.U.I.P ( Tansuretal prostat insizyonu ) veya T.U.R.P ( Transüretal prostat rezeksiyonu ) ismi verilen kapalı prostat ameliyatları denenebilir. Fakat bütün rahatsızlıkların geçeceği gibi bir beklentinin olmaması özellikle belirtilmelidir.

Kronik prostatitlerin tedavi aşamasında tüm ilaçların yanında konservatif tedavi adı verilen ve hastanın yaşam tarzında yapacağı bir takım değişiklikleri kapsayan davranışlarda mevcuttur. Bunların başlıcaları şunlardır ;

Diyet Düzeni : Acı, ekşili ve baharatlı gıdaların tüketilmemesi, asitli içeceklerden uzak durulması

Cinsel Yaşam : Düzenli bir cinsel yaşam, daha doğrusu düzenli bir boşalma planlanması çok önemlidir. Haftada 1-2 arasındaki boşalmanın hastalıkları oldukça rahatlattığı ancak arka arkaya boşalmaların prostatit  belirtilerini şiddetlendirdiği bilinmektedir. Bununla birlikte uzun süre boşalmamanın yine hastaların şikayetlerini arttırdığı unutulmamalıdır.

Oturma Banyosu : Hastalara önerilen haftada 3-4 gün dayanabildikleri derecede sıcak suya en az bel yüksekliğinde oturmaları ve 15-20 dakika bu şekilde beklemelerinin de tedavi edici olmasa da oldukça rahatlatıcı bir yöntem olduğu bilinmektedir.

Defeksiyon hastalar mutlaka hergün büyük tuvaletlerini düzenli yapmalı ve kesinlikle kabız kalmamaya özen göstermelidir. Bunlara ilaveten prostata direkt olarak bası yapan koltuklarda oturma, idrarı uzun süre tutma ve biriktirme, ayaklarda üşüme prostatitli hastaların iyileşmeni geciktiren ve şikayetlerini şiddetlendiren nedenlerdir. Hastalar mutlaka bunlara dikkat etmelidir.

Prostatit sınıflanmasında 4. Grubu  Prostatın Asempomatik Enfeksiyonu oluşturur. Burada herhangi bir bulgu, belirti ve şikayet yoktur. Herhangi bir nedenle prostat bezinin bir parçasının biopsi alarak incelenmesi veya ameliyatla çıkarılan prostat dokusunun patolojik incelenmesi neticesinde tanı konur. Herhangi bir önemi yoktur ve herhangi bir müdahale gerektirmez.

PROSTATIN İYİ HUYLU BÜYÜMESİ ( BHP )

Prostatın, iyi huylu büyümesi, ( BPH ) prostatın ikinci sıklıkla izlenen hastalığıdır. Bu rahatsızlık özellikle 45-50 yaşından sonra kendini hissettirmeye başlar.” Neden BHP olunur?” sorusunun en temel yanıtı şüphesiz erkek olmaktır. Zira BPH nedenleri  DHT isimli hormon, büyüme faktörleri ve yaşlanmadır. Hastalığın belirtileri ise idrar başlatma güçlüğü, idrar kesesini tam olarak boşaltamama, ıkınarak idrar yapma, kesik kesik idrar yapma, acil idrar yapma isteği, gece 2 veya daha fazla idrara çıkma ve zayıf idrar yapma şeklindedir. BHP sadece idrar konusuyla rahatsız edici bir hastalık olmakla birlikte kalmayıp başka rahatsızlıklara da enden olabilir. En korkulan BPH komplikasyonu böbrek yetmezliğidir. Zira idrar kanalında büyümüş prostat gibi bir engelin oturmasına bağlı idrarın tam olarak boşalmamasıyla, böbreklere yansımasına bağlı olarak böbrek yetmezliğine neden olabilir. Bunun haricinde mesaneden tam olarak atılmayıp orada devamlı kalan bir miktar idrara bağlı olarak tekrarlayan idrar yolları enfeksiyonuna ve mesane taşlarının oluşmasına  da neden olur.

PROSTAT BÜYÜMESİNİN TEDAVİSİ YÖNTEMLERİ

Hangi BHP hastasının tedavi edileceği ve hangisinin izleneceği hekimden hekime değişmektedir. Eğer bir BPH hastası herhangi bir aktivite planı yaparken önce o yöredeki tuvaletleri kafasında haritalıyorsa, sabah uyandığında tüm gece tuvalete kalktığı için yorgun ve gergin ise, işeme problemleri yüzünden kendini eve daha bağımlı hissediyor ve kendi sosyal yaşamını kısıtlıyorsa artık tedaviye ihtiyacı vardır. BHP tedavini başka 2 ana başlık altında toplayabilir. İlaç tedavisi ve cerrahi tedavi. İlaçla tedavi olan hastaların yaşamlarında yapacakları küçük değişikliklerle daha rahat olacakları unutulmamalıdır. Akşam 20:00’den sonra gereksiz su ve idrara çıkarıcı ( çay, kahve vs. ) sıvılardan uzak durmak sık sık idrar yapmayı denemek ve idrar kesesinin bu şekilde sürekli boş kalmasını sağlamak, alkol  ( özellikle bira ) kullanmamak, çok mecbur kalmadıkça nezle ve grip için tavsiye edilen ilaçları kullanmamak, uzun süre oturmamak, ayakları üşütmemek, kabız kalmamak bu değişikliklerden akla ilk gelenlerdir. BHP’nin cerrahi tedavisinde iki yöntem kullanılabilir. Bunlar halk arasında bilinen tabiriyle açık ameliyat ve kapalı ameliyattır. Hastanın ameliyatının açık mı kapalı mı olacağı prostatın boyutu ile ilgilidir.

PROSTAT KANSERİ

Prostat kanseri, artan teknoloji ve tanı ve tedavi yöntemlerine rağmen tüm dünyada erkek kanser ölümlri arasında ikinci sıradadır. Hastaların %30’unda hekime başvurup ilk tanı konduğunda kanser ne yazık ki ilerlemiş durumda yakalanmaktadır. Prostat kanseri asıl olarak yaşlı erkeklerin hastalığıdır. 50 yaşından önce görülmesi oldukça enderdir.

PROSTAT KANSERİ NEDEN OLUŞUR, PROSTAT KANSERİ NEDENLERİ

Prostat kanserinin gelişiminde erkeklik hormonunun (testosteron) rolünün dışında kesin olarak bir neden kanıtlanamamıştır. Erkeklik hormonunun vücutta üretildiği başlıca organ bilindiği gibi testislerdir. Yıllar öncesinde yapılan araştırmalarda testisleri alınan erkeklerde prostat kanserinin gelişmemesi hormon teorisi üzerinde yoğunlaşılmasına neden olmuştur. Bu faktörün yanında bir takım olası faktörlerde vardır; Kırmızı et, hayvansal yağlardan zengin diyet, genetik faktörler ( ailesel, ırksal yatkınlıklar ), çevresel toksin ve ağır metallere maruz kalma (kadmiyum vb. ), viral enfeksiyonlar…

Özellikle ailede, baba, amca, dayı, dede gibi yakın akrabalarda prostat kanseri olanlarda normal nüfusa oranla prostat çıkma olasılığı biraz daha arttığondan bu kişilerin beslenme şekline dikkat etmeleri ve daha erken yaşta ( 45 yaş ) prostat ile ilgili kontrollerini yaptımaları gerekmektedir.

PROSTAT KANSERİNİN BELİRTİLERİ

Prostat kanseri aslında oldukça yavaş ilerleyen bir kanserdir ancak burada şu soru akla gelebilir ; “Neden bu kadar insan bu kanserden ölüyor?” gerçektende söylenildiği gibi erkek kanser ölümleri arasında ikinci sırada izlenmesi ancak yavaş ilerleyen bir kanser olduğunun söylenmesi bir çelişki gibi gelebilir. Bunun başlıca nedeni prostat kanserinin kendine has, kanser düşündürecek, hastayı hekimine yöneltecek bir bulgusunun veya belirtisinin olmamasıdır. Bu yüzdendir ki hekime başvuran hastaların %30’unda kanser prostat dışına yayılmıştır. Söylenildiği gibi hiçbir bulgu olmayabilir, ancak karnın alt bölümünde künt vasıflı bir ağrı, acil işeme ihtiyacı,  işemeye başlanıldığında güçlük, idrar yapma sırasında ağrı, zayıf idrar akımı, damlama, kesik kesik idrar yapma, gece 2 veya daha fazla idrar yapma, mesaneyi tam boşaltamama, idrar yoluyla kanama, meni ile birlikte kanama, bel ve kalça bölgesinde ağrı, iştah kaybı, kilo kaybı gibi bulgular görülebilir. Böyle bir durumda mutlaka bir üroloji uzmanıyla görüşmeli ve muayene olunmalıdır. Bulguların büyük çoğunluğu dikkat edilirse prostatın iyi huylu büyümesinin belirtileri ile yanıdır.

PROSTAT KANSERİ TEDAVİSİ VE YÖNTEMLERİ

Daha önce pek çok kez belirtildiği gibi prostat kanseri oldukça yavaş ilerleyen bir kanserdir ve paniklemeye veya acil karar vermeye gerek yoktur. Prostat kanserinin tedavisi evresine göre hekim ve hastanın birlikte konuşup karar vermesiyle planlanmalıdır.

PROSTAT KANSERİNİ BİR MÜDAHALE OLMAKSIZIN İZLEME

PSA sayesinde çoğunlukla erken evrede saptanan prostat kanseri yavaş ilerlemesi sebebiyle ve şartlarda uygunsa hiçbir tedavi uygulanmaksızın sıkı takip altına alınbilir. Bu şekilde hastalığa bağlı bağlı herhangi bir problem olmaksızın 10 yıla yakın süre yaşama şansı olabilir. Şayet hasta 50 veya 60’lı yaşların başında ise genellikle bu yöntem seçilmez. Çünkü bu yaş grubunun daha uzun süreli yaşayacağı öngörüldüğünden kanser daha fazla büyüyecek ve mutlaka birgün başka bir tedaviye ihtiyaç duyulacaktır. Bununla birlikte önceden küçük ve sakin olan kanser hücreleri yıllar içerisinde saldırgan bir hal alabilirler ve tedavileri imkansız hale gelebilirler.

RADİKAL PROSTATEKTOMİ

Prostat bezinde sınırlı kanserler için en kesin tedavi yöntemi ;  prostat bezinin tüm elemanları ile birlikte cerrahi olarak çıkarılmasıdır ve bu radikal prostektomi adı verilen ameliyat yöntemi ile yapılmaktadır. Teknik olarak oldukça güç bir ameliyat olan radikal prostatektomi, özellikle son 20 yılda gelişen teknolojiler ve deneyin artışının yardımıyla çok daha fazla sayıda ve hızlı yapılabilmektedir.

IŞIN TEDAVİSİ ( RADYOTERAPİ )

Burada kanser hücrelerini öldürmek amacıyla çok güçlü X ışınları yada diğer radyoaktif ışınlar kullanılmaktadır. Bu tedavi seçeneği yaşlı, sağlık durumu kötü, ek hastalıkları olan, cerrahiye dayanamayacak veya cerrahiye gerek görülmeden hastalarda tercih edilebilir.

RADYOAKTİF IMPLANTASYON ( BRAKİTERAPİ )

Prostat içerisinde 3-4 mm boyutlarındaki radyoaktif çekirdeklerin yerleştirilmesi olayıdır. İşlem için yardımcı olarak ultrason kullanılır ve ultrason rehberliğinde yerleştirme gerçekleşir. Bu şekilde dışarıdan verilen radyoterapiden hem daha güçlü bir etki oluşturulur, hemde komşu doku ve organlara daha az zarar verilmiş olur. Çekirdeklerdeki radyasyonun tamamen tüketilmesi ortalama 1 yılı bulmaktadır.

KRİYOTERAPİ

Türkçesi dondurarak tedavi olan bu tedavi çeşidinde amaç; neredeyse prostatı bir buz topu haline getirip kanser hücrelerini öldürmektir. 5-7 arası sayıdaki ince metal çubuklar ultrason yardımıyla prostat içine yerleştirilir. Bu yöntem için kasnser prostatta sınırlı olmalı, cerrahi veya radyoterapiye dayanılmayacak kadar sağlıksız olunmalı, hasta cerrahiyi veya radyoterapiyi istemiyor olmalıdır. Bu yöntemin oldukça yeni bir yöntem olması, yaygın kullanılmaması, ilk denemede tüm kanser hücrelerini öldürmemesine bağlı %90 iktidarsızlık gelişmesi, uzun dönem sonuçlarının bilinmemesi kriyoterapi ile ilgili akılda kalan soru işaretleridir.

HORMONOTERAPİ

Prostat kanseri daha önceden bahsedildiği gibi erkeklik hormonuna bağlıdır ve onun sayesinde geliştiği kabul edilmektedir. Eğer kanser prostat içerisindedeğilde organın dışına, komşu  veya uzak organlara yayılmışsa bu durumda tamamen farklı bir tedavi şekli üstlenilirki o da hormon tedavisidir. Amaçta androjenin bir şekilde prostatı etkilemesinin önlenmesidir. Bu ilaçlar yada vücutta üretilen androjen hormonlarının çoğunun üretimini durdururlar yada kanser dönüşümünü yapan hormonları bloke etmeye çalışırlar.

CERRAHİ TEDAVİ

Hormonoterapide kullanılan ilaçların ister istemez bir maliyeti vardır. Ayrıca hastalar hastaneye bağımlı olmakta ve her 3 ayda bir hastaneye gitmektedirler. İalç tedavisinden daha güçlü  ve etkin olan hormon tedavisi yöntemi, her iki testisin küçük bir ameliyatla alınmasıdır. Bu şekilde %90 androjenin kaynağı kurtulmuş olur. Eğer hasta diğer saplık nedenleri ile hormon tedavisini tolere edemiyorsa, ilaçları düzenli alamıyorsa bu yöntem tercih edilebilir. Tabiki erkek psikolojik yapısında testislerin alınmasının yapacağı psikolojik tramva da göz önünde bulundurulmalı ve uygun olmayan hastalara bu işlem yapılmamalıdır. İlaç ve cerrahi ile yapılan yapılan hormon tedavileri sonucunda kilo alma, sıcak basması, memelerde azda olsa büyüme, iktidarsızlık, kemik erimesi, kansızlık gibi yan etkiler gelişebilir.

ULUSLAR ARASI PROSTAT BELİRTİLERİ PUANLAMA TABLOSU

Bu bireyin ve doktorunun, prostat büyümesinin ciddiyeti ve tedaviye başlamak gerekip gerekmediği yada ne kadar acilen başlamak gerektiği konusunda karar vermesineolanak tanıyan, Dünya Sağlık Örgütü ( WHO ) tarafından hazırlanmış bir sitemdir.Her soru için yanıtınız,”asla” ise 0 ; “beş seferde birden az” ise 1 ; “toplam zamanın yarısından az” ise 2 ; “yarısı kadar” ise 3; “ yarısından çok” ise 4 ; ve “hemen hemen her zaman “ ise 5 puan verin. Geçen ay ne sıklıkla ;

* İdrara çıktıktan sonra hala idrar torbanızda bir miktar idrar kaldığını hissettiniz mi ?
* Son idrara çıkmanzdan sonraki iki saat içinde tekrar idrar yapma ihtiyacı duydunuz mu ?
* İdrarınızı yaparken birkaç kez durup, tekrar idrar yaptınız mı?
* İdrarınızı ertelemekte zorlandınız mı?
* İdrar yapmak için itmek veya germek zorunda kaldınız mı ?
* İdrara çıkmak için gece kalkmak zorunda kaldınız mı ?

Değerlendirme

0-8 : Belirtiniz yok yada hafif. Tedaviye ihtiyaç duymayabilirsiniz ama belirtiler gelişirse, bunlar doktorunuz tarafından yakından izlenecektir.

9-17 : Belirtileriniz orta şiddette. Rektal incelemenizin ve kan testinizin normal olması halinde doktorunuz size ilaç tedavisi uygulayabilir.

17 ve üstü : Belirtileriniz şiddetli. Muhtemelen doktorunuz ileri tetkik ve tedavi için sizi bir uzmana gönderecektir.

Popularity: 100% [?]

13
Kasım

Prostat Nedir?

Yazan: admin  |  Kategori: Genel  |  Okunma: 251

Prostat

Prostat Nasıl bir Hastalıktır ve Kendini nasıl belli eder?

Öncelikle Prostatı bir hastalık olarak tanımlamak yanlıştır. Prostat tüm erkeklerde anne karnından itibaren var olan göz,kulak, karaciğer gibi bir organımızdır.

ÜROLOJİ -
ALT BÖLÜMLERİ
- Prostat

- BÖBREK TÜMÖRÜ
- Prostat KANSERİ

- İDRAR KAÇIRMA
- ÜRETRAL SENDROM

- İKTİDARSIZLIK
- ÜRETRİT

- ERKEN BOŞALMA
- BÖBREK TAŞI

Erkekte meninin sıvı kısmını yapımından sorumludur.Prostatın bulunduğu konum ve yapısı itibarı ile ister iltihap, ister kanser isterse de yaşla beklenen normal büyüme olsun şikayetler hep benzer şekilde gelişir. Prostat hastalıkları ile ilgili olarak genellikle karşımıza çıkan şikayetler arasında, sık idrara çıkma, idrarın çatal olması, idrar yaparken yanma, idrar yaptıktan sonra mesaneyi tam boşaltamama hissi, gece idrara kalkma ve idrar yapamama sayılabilir.

Prostatın bu sayılan şikayetleri olan hastalarda hangi tip hastalığın olduğu nasıl anlaşılır?

Biraz önce bahsettiğimiz gibi Prostatta üç türlü sorun olabilir: büyüme, iltihap, kanser . Bunların ayırt edilmesinde Amerikan ve Avrupa Üroloji Derneklerinin ( AUA_ American Urological Association) ( EAU- European Association of Urology) de kabul ettiği yapılması mutlaka gerekli ve yapılması faydalı olan bazı tetkik ve muayeneler vardır. Hastaların tümüne, yaşları ne olursa olsun makattan Prostat muayenesi ilk basamak olarak yapılması gereken muayene yöntemidir. Burada üroloji eğitimi sırasında alınan deneyim ile Prostattaki büyümenin özellikleri doktor tarafından değerlendirilerek gereksiz testlerden kaçınılabilir. Bundan sonra tam idrar tahlili ve PSA ( Prostat spesifik antijen ) adı verilen kan tahlili ile, hastanın üre ve kreatinin değerlerinin ölçülmesi gerekir. PSA kan tahlili kanser için tek belirleyici olmasa da bizlere kanser taramasında yardımcı olan önemli bir ön testtir. Eğer hastanın yaşı 70 in üzerinde ise ve muayenesi normal ise bu test de istenmeyebilir.

Biz ürologlar muayene sırasında ultrasonografi kullanırız ve bununla genel olarak Prostatın büyüklüğü, mesanenin kalınlığı, böbreklerde bir tıkanıklık olup olmadığı ve bunlardan daha önemlisi işeme sonrasında mesanede belirli oranda idrar kalıp kalmadığının kontrol edilmesi gerekir. Yine, hastalar için son derece zahmetsiz olarak, işeme hızının üroflowmetri adı verilen bir bilgisayarlı ölçüm sistemi ile ölçülmesi, Prostata bağlı tıkanıklığın derecesi konusunda bizlere bilgi verir. Ancak hastalığın tipi konusunda bilgi vermez. Eğer Prostata bağlı tıkanıklık şikayetleri veya kontrol amacı ile gelen bir erkekte, muayenede bir özellik yok ve PSA değerleri de kişinin yaşı için normal değerler arasında ise bu hastalarda normal Prostat büyümesi kabul edilebilir. Ne yazık ki burada en büyük sorun 50 yaş altında işeme sorunları olan ve muayenesi ile PSA ölçümleri normal olan hastalarda ortaya çıkmaktadır. Bu hastaların şikayetlerinin daha detaylı olarak incelenmesi gerekebilir. Bu şekilde altta yatabilen önemli konuların atlanması engellenir.

Muayenesinde, PSA ölçümlerinde ve / veya her ikisinde birden bir bozukluk olan hastalarda hangi tip büyümenin olduğunun ayırt edilmesinde tüm dünyada kabul edilen altın standart, Prostattan özel aletlerle ultrasonografi eşliğinde biyopsi alınarak patolojik olarak incelenmesidir. Bu işlemin deneyimli bir merkez tarafından yapılması hastalara uygulanacak tedavinin düzenlenmesinde büyük rol oynar.

Normal Prostat büyümesi (BPH) sı olan hastaların tedavisine nasıl karar veriyorsunuz?

Normal Prostat büyümesi tüm erkeklerde 50 yaş sonrasında vücutta meydana gelen hormonal değişiklikler sonucunda oluşur. İnsan yaşam kalitesini ciddi olarak etkileyebilecek bir sorundur. Büyüme sonucu yaşanan sorunlar kişiye özgü olarak ortaya çıktığından Prostat büyümesinin tedavisi ne sadece doktorun ne de hastanın karar verebilecekleri bir durumdur. Burada hastaların şikayetlerinin iyi değerlendirilmesi son derece önemlidir. Bu konuda tüm dünyada yapılan çalışmaların bir örneği olarak ülkemizde de hasta şikayetlerinin daha bilimsel olarak anlaşılabilir hale gelmesini ve yaşam kalitesinin ne kadar etkilendiğinin değerlendirilmesi için standart soru formları kullanılır. Bunlardan en sık kullanılanı Uluslar arası Prostat Semptom Skoru (IPSS) dir. Bu test hasta tarafından doldurulur ve hastalığa bağlı şikayetlerin derecesini, şeklini doktora sayısal olarak verir. Elde edilen değerler az, orta veya şiddetli olarak değerlendirilir. Hastanın yaşı, birlikte olan diğer hastalıkları, kalp, tansiyon,şeker hastalığı gibi, hastanın yaşam şekli ve beklentileri değerlendirilerek tedavi seçenekleri hastalara iyi ve kötü yanları ile anlatılır ve doktor-hasta etkileşimi ile birlikte karar verilir.

Prostat büyümesi olan hastalara ne gibi tedaviler önerebiliyorsunuz ?

Tıpta en önemli noktalardan birisi “primum non nocere” yani “önce zarar verme”dir. Hiçbir tedavi masum değildir ve herkes için tek bir doğru tedavi seçeneği yoktur. Bazı insanlar için bir tedavi seçeneği daha uygunken bazıları için bu doğru olmayabilir. İlk basamakta hiçbir zaman kolay kolay ameliyat kararı vermemek gerektiği kanısındayım. Günümüzde Prostata bağlı tıkanıklıkların tedavisinde son derece etkili ilaç tedavileri vardır. İnsanlara ameliyat seçeneğinin yanı sıra bu tedavilerin de olduğunun ve etkilerinin denenmesi kanaatindeyim. Tabii ki, ilaç tedavi seçenekleri yeterli olmadığında Prostat ameliyatları gündeme gelmekte.

Prostat büyümesinin kaç türlü ameliyatı var ?

Prostat ameliyatlarını iki ana başlık altında toplamak mümkündür; açık ve kapalı ameliyatlar. Açık Prostat ameliyatları artık günümüzde BPH için gitgide daha az kullandığımız ameliyat teknikleridir. Bunun nedeni sonuçta hastada bir yara yeri olması, sondalı kalma süresinin daha uzun olması ve yan etkilerinin hasta için daha fazla olmasından kaynaklanmaktadır. Bu ameliyat tekniğini daha çok büyük Prostatı olan hastalarda tercih ediyoruz. Halk arasında kapalı Prostat ameliyatları da kendi içinde değişik şekillerde gerçekleştirilebilmektedir. En başta tüm dünyada yıllardır kabul edilmiş olan TUR ( transüretral rezeksiyon) ameliyatından bahsetmek gerekir. Burada hasta anestezi aldıktan sonra idrar borusundan bir endoskop ile girilerek tıkanıklık yapan Prostat dokusunun kesilerek küçük parçalar halinde dışarı çıkarılması gerçekleştirilir. Bu yöntemde hastalar açık ameliyata göre çok daha erken dönemde sondadan kurtulurken daha rahat kendini toparlayabilmektedir. Yine endoskopik olarak idrar borusundan girilerek yapılan bir başka teknik ise Prostatın buharlaştırılmasıdır. Burada Prostat içerisine odaklanmış yüksek enerji verilerek çoğunluğu su olan Prostat dokularının buharlaşması sağlanır. Buharlaştırma ameliyatları 1990 lardan itibaren değişik aletler ve enerji kaynakları kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Son günlerde yoğun bir şekilde uyguladığımız green light lazer ile yapılan Prostat ameliyatları da bunlara bir örnektir.

Green light lazer, ameliyat sonrası hastanın yaşam kalitesi için büyük artıları olan bir yöntem olması yanı sıra, kalp, tansiyon vs, gibi normal Prostat ameliyatı riskli olan anestezi alamayan hastalara da lokal anestezi ile uygulanabilmesi sayesinde şikayetlerinden kurtulma imkanı sağlayabilmektedir. Bu yöntemin öne çıkmasına neden olan özelliklerinden birisi de cinsel işlevler üzerine olan minimal etkisidir. Normal olarak Prostat ameliyatlarından sonra görülen ve uygulanan yönteme ve hastaların yaşlarına göre % 25-50 arasındaki cinsel işlev bozukluğu yüzdesi bu yöntemde en aza indirilebilmektedir. Yine erkeklerde boşalma ile ilgili olarak Prostat ameliyatlarından sonra olan sorunlar bu yöntemle büyük ölçüde önleneyebilmekteyiz.

Peki bu kadar iyi özellikleri olan bir yöntem neden daha yaygın olarak kullanılmıyor?

Burada en önemli faktör sanırım tekniğin son derece yeni olmasından kaynaklanmaktadır. Ancak özellikle Istanbul’da görüldüğü gibi bu tekniğin uygulanabildiği merkezler hızla artmaktadır. Bunun yanı sıra iki önemli sorun daha vardır. Bunlardan birincisi maliyettir. Ne yazık ki bu yöntemde her hastaya bir prob (buharlaştırma ucu) kullanılmakta ve bu da maliyeti arttırmaktadır. Ancak, hastanede kalış süresinin azalması ve yan etkilerin azlığı bence bunu dengelemektedir. Tıbbi olarak ise ürologlar için en önemli sorun, ameliyat sonrasında dokular buharlaştığından doku incelenmesi ( burada bir kanser hücresi var mı sorusunun cevabının alınmasında önemlidir) için herhangi bir örneğin alınamamasıdır. Özellikle genç hastalarda eğer herhangi bir şekilde Prostat kanseri şüphesi, ihtimali varsa ameliyat sonrası doku örneklerinin incelenmesi ve buna yönelik tedavinin yapılabilmesi gerekmektedir. Green light uygulaması öncesi hasta seçimi son derece bu nedenle önem taşımaktadır.

BPH ve BPH ameliyatları ile cinselliğin ilişkisi?

BPH şikayetlerinin cinsel hayatı genel olarak kötüleştirdiği birçok çalışma ile kanıtlanmıştır. BPH nedeni ile ilaç tedavisi alan ve şikayetleri azalan hastaların cinsel yaşamlarında da iyileşme olduğu görülmektedir.Cinsel hayatı aktif olarak devam eden erkeklerde ilaç tedavisi öncelikli olmalıdır. Ancak ürolojik takiplerinin düzenli bi rşekilde de yapılması önemlidir. Ancak, bu sadece bir neden sonuç ilişkisi olarak ele alınmamalıdır. Çünkü birbirlerinden bağımsız olarak da ortaya çıkabilen durumlardır.

Ameliyatlar sonrasında ise, mutlaka tüm hastalara cinsellik ile ilgili bilgi verilmelidir. Sonuç olarak Prostat erkeklerdeki seks bezlerinden birisidir. Bu nedenle buna yapılan her türlü müdahalenin cinsel işlevler ile ilgili bir sorun çıkartma ihtimali vardır. Bu sadece erkeklerde ereksiyon kaybı olarak değil boşalma bozuklukları olarak da ortaya çıkabilir. Boşalma hissi olmasına karşın meninin gelmemesi, kanlı meni gelmesi gibi sorunlarla karşılaşılabilir. Bunların hastalara detaylı olarak anlatılması ve nedenlerinin söylenmesi hasta beklentilerini ve yaşam kalitesini arttıracaktır.

Popularity: 30% [?]

13
Kasım

Şifa Bitkisel Tedavi Merkezi

Yazan: admin  |  Kategori: Genel  |  Okunma: 342

Şifa Bitkisel Tedavi Merkezi

Popularity: 36% [?]